Kategori Arşivi Benden

TTNET ve 3G Mobil İnternet

Yaklaşık 4 senedir ttnet abonesiyim. Şimdiye kadar bir çok sorunla karşılaştım fakat sorunlarımı kolayca çözebiliyordum. Ancak başıma geçtiğimiz aylarda gelen olayda bir türlü sorunu çözememekteyim. Şimdi blogum aracılığıyla anlatmaya çalışacağım. Daha sonra sikayetvar.com a ardından da önümüzdeki hafta içi faturalarla birlikte Tüketici Hakları Mahkemesine başvuracağım.

Macera Eylül veya Ekim ayında başladı. Tam olarak tarihi hatırlamayı çok isterdim! Neyse telefonum çaldı ve TTNet müşteri hizmetlerinden aradığını 3G Mobil İnternet kampanyası olduğunu söyledi. Dedim benim ihtiyacım yok ben zaten kullanmayacağım. Hanımefendi ısrarla bana 3 ay ücretsiz daha sonra istediğiniz zaman kapatabilirsiniz dedi. Ben istemediğimi belirttikçe karşımdaki bayan beyefendi hiç bir ücret istemiyoruz. 3 ay kullanın zaten para ödemeyeceksiniz sonra memnun kalmazsanız iade edersiniz kapattırırsınız zaten dedi. Bende bunu teyit ettirdim bakın hiç ücret ödemeyecekmiyim dedim ödemeyeceksiniz dedi. O zaman gönderin hattı dedim. Karşımdaki bayan size modemi göndereceğiz onaylıyormusunuz dedi. Bende onaylıyorum dedim. Ardından yarın size bir arkadaşımız gelicek kimliğinizin bir fotokopisi yeterli olur dedi evde olmayacağımı belirtmem neticesinde! Ardından o bahsettikleri arkadaş geldi 2 gün sonra benim aklımdan tamamen çıktığı için evde kimlik fotokopim yoktu daha doğrusu kimliğim evdeydi sadece! O arkadaş her kimse şayet 3 tl karşılığında telefonu ile arkalı önlü kimliğimin fotoğrafını çekti! Ki eğer ben olsaydım şayet o resmi çekerken gözünün üstüne yumruğu indirirdim! Ne oluyoruz lan diye! Ne kadar güvenilebilir ki elin adamı gelip kimliğimin resmini çekiyor! Üstüne üstük bir de annemden para istiyor! Annem de bu işlerden anlamadığı için kurbanlık koyun gibi vermiş kimliği adamda bir güzel resmini çekmiş parasını da alıp yarın modeminizi getiririm deyip gitmiş.
Sonraki Sayfa »

Askerlik Bitti

2010 yılında Temmuz ayında okul bitmeden daha İstanbul’daki ailemin evine gelmişti yoklama kağıdım. İki seçenek vardı önümde ya tecil ettirecektim ya da mecbur askere gidecektim. Ben açıkcası okulun son senesinde kpss olmadığı takdirde hemen askere gitmenin daha mantıklı olduğunu düşünüyordum. Ancak eve kağıt geldiğini duyunca böyle basit olmamıştı. Kısa dönem gidecektim ama kendimi hiç hazır hissetmiyordum. Gelgelelim kağıt geldikten sonra askerlik şubesine gittiğimde istenen evraklar arasında diplomada vardı. Ben ise henüz geçici mezuniyet belgemi bile almamıştım. Ağustos ayında ilk işim üniversiteyi okuduğum Muğlaya gidip mezuniyet belgemi almak oldu. Ardından döner dönmez askerlik şubesine gittim ve askere alın beni dedim :) Kasım celp döneminde ancak gidebileceğim söylendi. Derken kilodan ötürü sağlık ocağına gönderildim. Ordaki doktor fazlan var almayabilirler askere dediğinden başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Ardından gitmek istiyormusun diye sordu. Evet dedim hemen gitmek istiyorum. Muayene kağıdına askerliğe elverişlidir yazdığı an artık askere gidebilecektim. Kpss de kopya iddiaları almış başını gidiyordu. Bende askere gidene kadar işe girme uğraşındaydım. Ardından kpss eğitim bilimleri bölümü iptal edildi. Tekrar kpss ye hazırlanıp son şansımı da iyi kullanmak derdine düştüm. Nitekim sınava girdim çıktım bir işe yaramadı. Ardından askerlik süreci ciddi olarak başladı. 1-2-3 aralık tarihlerinde yedek subaylık sınavına girmek için tuzlaya gittim. Sabahın beşinden akşamın onuna kadar sınav için bekletildik. Açıkcası pek bir anlamı da yok sınavın. Neyse 8 aralık tarihinde gideceğim yer belli olacaktı. Ben de astek olabilmek için başvuruda yedek subay olabilirim seçeneğini işaretlemiştim. 8 aralık gecesi 12 gibi falan sonuçlar açıklandı. Ve Burdur’a düştüğümü kısa dönem bakım er olduğumu okudum. O an kalpten gidiyordum :) Beklemediğim birşeydi. Neyse daha önce 2 tane arkadaşım orda acemi birliğini yaptığından kötü şeyler de duymadım. Ardından tam bir sene önce bu saatlerde artık Burdur’a yolcu olacağım dakikalar gelmişti. Bu yazıyı da açıkcası bunun şerefine yazıyorum :)
Sonraki Sayfa »

Kansere Yenik Düşmek…

1 Eylül tarihinde yazılmıştır.

Tam 1 buçuk saat oldu ben haberi alalı… Teyzem vefat etti… Kansere, ilik kanserine yenik düştü… Kelimeler boğazınıza düğümlenirde hıçkıra hıçkıra ağlamak istersiniz de ağlayamazsınız ya o durumdayım şimdi. Sevgilim derdim ben ona, onu istemeye giderdim hasta yatağında evinde dururken, ağaç yaprağı kopartır birde çikolota aldım mı tamamdır onun mutlu olması… En son çiçeğim ise balkonlarında açan gül olmuştu. En son gördüğümde ise bilinci sürekli gidip geliyordu. Teyzem dedim aşkım dedim sabret elele çıkıcaz burdan yürüyerek dedim… Çok zor umudum yok dedi… Umut verdim dedim iyi olacaksın… Olmadı, olamadı… Tam 9 sene önce şubat 2002 tarihinde konuldu ilk teşhis ozaman da rahatsızlanmıştı. Ankaradaydık o zaman koşa koşa gittik yanına… Küçüktüm o zaman ama o an ki hali gözümden gitmez hiç bir zaman… Sonra toparlamıştı. Evet kanserdi, bu hastalık öldürecekti sonunda ama dirençliydi teyzem atlatacaktı bu hastalığı… İnanmıştık… İzmir’de oturuyorlardı o zaman. Biz İstanbul’a taşındık ve çok geçmedi onlarda geldiler İstanbul’a… Tedavisinde sadece ilaç kullanıldı. Ne kullanılır ne yapılır bende tam olarak bilmiyorum ama emin olduğum tek şey tedavisi özel hastanelerde olabilseydi teşhis konulduktan sonra iyi bakılabilip yüksek morali olsaydı şuan yanımızda olurdu… O ilaç olmadı bunu kullan bu ilaç olmadı şunu kullan ile geçti koskoca 8 sene ve ardından hastalık ağırlaştı. Artık ilaçların fayda etmediği hücrelerin savaşmadığı ve kan değerlerinin çok düşük olduğuna şahit olduk. Ardından acil ilik nakli yapılması gerekiyor denildi ve kardeşleri çağırıldı. Verebilecek şartları taşıyanlar gittiler. Ve kaderleri neredeyse bir yazılmış annem ile kesişti bir daha yolları. Devlet hastanesi ya en yakın tarih olarak bir kaç ay verdiler. Bekledik kasım ayıydı (belki de aralık olabilir şuan hatırlamıyorum) iliğin nakil edileceği tarih, annemi tahlilleri almak için çağırdılar. Annem geçtiğimiz senelerde rahim kanseri olmuş ve genel anestezi ile uyutulduktan sonra rahmi alınmıştı. Annem ameliyattan sonra 8 saat komada kalmıştı. Tahlillerde bunu da belirttikten ve tahlil sonuçları çıktıktan sonra anlaşıldı ki annemin narkozdan sağ çıkabilme olasılığı çok düşüktü. Başka bir yöntem varmış, yeni çıkmış, bunu deneyen ilk donör annem olacakmış! (ne kadar doğru bilmiyorum) 4-5 saat süreyle sandalye biçiminde bir cihaza oturuyorsun. Kolundan ilikleri çekiyorlar. Ardından hastaya veriyorlar bu ilikleri. İlk ilik nakli olduğunda teyzem çok iyiydi! Kan değerleri düşüktü, ama o iyiydi! Daha sonradan testlerin sonucunda 1-2 ay sonra tekrar ilik nakli yapılmasına karar verildi. Ben o sıralar askerdim. Ardından ikinci ilik nakli yapıldı aynı yöntem kullanılarak, sonra denildi ki hasta temiz ve iyi bakılmalı. Teyzem evindeydi ve iyi bakılması gerekiyordu. Mayıs ayında ben askerden döndükten sonra yanına gittiğimde iyiydi fakat kanser ilaçları ağır geliyordu. Ardından Zona denen lanet olası illet musallat oldu. O illet ki en güçlü ağrı kesiciler dindiremedi ağrılarını. Daha da ağırlaştı. Sonraki Sayfa »

Yalancı Çoban

Her ay blogumla ilgileneceğim deyip yeni yazı girememek ne kadar acı :( 1 ay daha geçti inşallah tüm gelişmelerden ve yeni öğrendiklerimden sizlere bahsedeceğim. Şimdilik bu ay da böyle geçti gitti…

Devamı…

Merhabalar, uzun süredir vakit ayıramadığım -yazmıyorum diye sürekli sitem işittiğim- bloguma gereken değeri verieceğime inanarak yazmaya başlamış bulunuyorum. Bundan sonra en azından günde bir yazı ortalamasını tutturabilmek adına uğraşacağım. Bloguma yeni kategoriler ekleyeceğim ilerleyen süreçte, eksik kalmış yazı dizilerime söz verdiğim yazıcam dediğim her konuyu yazmaya çalışacağım. Her zaman ilk iş olarak yaptığım gibi temayı yenileyeceğim. Eski yazılarımı bir düzene sokacağım. Şimdilik son bir kez daha hoşçakalın… :-)