Kansere Yenik Düşmek…

1 Eylül tarihinde yazılmıştır.

Tam 1 buçuk saat oldu ben haberi alalı… Teyzem vefat etti… Kansere, ilik kanserine yenik düştü… Kelimeler boğazınıza düğümlenirde hıçkıra hıçkıra ağlamak istersiniz de ağlayamazsınız ya o durumdayım şimdi. Sevgilim derdim ben ona, onu istemeye giderdim hasta yatağında evinde dururken, ağaç yaprağı kopartır birde çikolota aldım mı tamamdır onun mutlu olması… En son çiçeğim ise balkonlarında açan gül olmuştu. En son gördüğümde ise bilinci sürekli gidip geliyordu. Teyzem dedim aşkım dedim sabret elele çıkıcaz burdan yürüyerek dedim… Çok zor umudum yok dedi… Umut verdim dedim iyi olacaksın… Olmadı, olamadı… Tam 9 sene önce şubat 2002 tarihinde konuldu ilk teşhis ozaman da rahatsızlanmıştı. Ankaradaydık o zaman koşa koşa gittik yanına… Küçüktüm o zaman ama o an ki hali gözümden gitmez hiç bir zaman… Sonra toparlamıştı. Evet kanserdi, bu hastalık öldürecekti sonunda ama dirençliydi teyzem atlatacaktı bu hastalığı… İnanmıştık… İzmir’de oturuyorlardı o zaman. Biz İstanbul’a taşındık ve çok geçmedi onlarda geldiler İstanbul’a… Tedavisinde sadece ilaç kullanıldı. Ne kullanılır ne yapılır bende tam olarak bilmiyorum ama emin olduğum tek şey tedavisi özel hastanelerde olabilseydi teşhis konulduktan sonra iyi bakılabilip yüksek morali olsaydı şuan yanımızda olurdu… O ilaç olmadı bunu kullan bu ilaç olmadı şunu kullan ile geçti koskoca 8 sene ve ardından hastalık ağırlaştı. Artık ilaçların fayda etmediği hücrelerin savaşmadığı ve kan değerlerinin çok düşük olduğuna şahit olduk. Ardından acil ilik nakli yapılması gerekiyor denildi ve kardeşleri çağırıldı. Verebilecek şartları taşıyanlar gittiler. Ve kaderleri neredeyse bir yazılmış annem ile kesişti bir daha yolları. Devlet hastanesi ya en yakın tarih olarak bir kaç ay verdiler. Bekledik kasım ayıydı (belki de aralık olabilir şuan hatırlamıyorum) iliğin nakil edileceği tarih, annemi tahlilleri almak için çağırdılar. Annem geçtiğimiz senelerde rahim kanseri olmuş ve genel anestezi ile uyutulduktan sonra rahmi alınmıştı. Annem ameliyattan sonra 8 saat komada kalmıştı. Tahlillerde bunu da belirttikten ve tahlil sonuçları çıktıktan sonra anlaşıldı ki annemin narkozdan sağ çıkabilme olasılığı çok düşüktü. Başka bir yöntem varmış, yeni çıkmış, bunu deneyen ilk donör annem olacakmış! (ne kadar doğru bilmiyorum) 4-5 saat süreyle sandalye biçiminde bir cihaza oturuyorsun. Kolundan ilikleri çekiyorlar. Ardından hastaya veriyorlar bu ilikleri. İlk ilik nakli olduğunda teyzem çok iyiydi! Kan değerleri düşüktü, ama o iyiydi! Daha sonradan testlerin sonucunda 1-2 ay sonra tekrar ilik nakli yapılmasına karar verildi. Ben o sıralar askerdim. Ardından ikinci ilik nakli yapıldı aynı yöntem kullanılarak, sonra denildi ki hasta temiz ve iyi bakılmalı. Teyzem evindeydi ve iyi bakılması gerekiyordu. Mayıs ayında ben askerden döndükten sonra yanına gittiğimde iyiydi fakat kanser ilaçları ağır geliyordu. Ardından Zona denen lanet olası illet musallat oldu. O illet ki en güçlü ağrı kesiciler dindiremedi ağrılarını. Daha da ağırlaştı. Sonraki Sayfa »

Yalancı Çoban

Her ay blogumla ilgileneceğim deyip yeni yazı girememek ne kadar acı :( 1 ay daha geçti inşallah tüm gelişmelerden ve yeni öğrendiklerimden sizlere bahsedeceğim. Şimdilik bu ay da böyle geçti gitti…

Devamı…

Merhabalar, uzun süredir vakit ayıramadığım -yazmıyorum diye sürekli sitem işittiğim- bloguma gereken değeri verieceğime inanarak yazmaya başlamış bulunuyorum. Bundan sonra en azından günde bir yazı ortalamasını tutturabilmek adına uğraşacağım. Bloguma yeni kategoriler ekleyeceğim ilerleyen süreçte, eksik kalmış yazı dizilerime söz verdiğim yazıcam dediğim her konuyu yazmaya çalışacağım. Her zaman ilk iş olarak yaptığım gibi temayı yenileyeceğim. Eski yazılarımı bir düzene sokacağım. Şimdilik son bir kez daha hoşçakalın… :-)

Blogum Vardı Bir Zamanlar

Zaman akıp gidiyor yazmaya vakit bulunamıyor… :(
En kısa sürede bloga gereken ilgi gösterile göstermeyenin kellesi indirile… :(

Ders Olması Dileğiyle…

Daha yüksek binalarımız, ama daha kısa sabrımız var;
daha geniş oto yollarımız, ama daha dar bakış açılarımız var.
Daha çok harcıyoruz, ama daha az şeye sahibiz;
daha fazla satın alıyoruz, ama daha az hoşnut kalıyoruz.
Daha büyük evlerimiz, ama daha küçük ailelerimiz;
daha çok ev gereçleri, ama daha az zamanımız var.
Daha çok eğitimimiz, ama daha az sağduyumuz;
daha fazla bilgimiz, ama daha az bilgeliğimiz var.
Daha çok uzmanımız, ama yine de daha çok sorunumuz;
daha çok ilacımız, ama daha az sağlığımız var.
Çok fazla alkol ve sigara tüketiyoruz,
çok savurganca para harcıyoruz, çok az gülüyoruz.
Çok hızlı araba kullanıyor, çok çabuk kızıyoruz,
Çok geç saatlere kadar oturuyor, çok yorgun kalkıyoruz,
Çok az okuyor çok fazla TV izliyoruz ve çok ender şükrediyoruz.
Mal varlıklarımızı çoğalttık, ama değerlerimizi azalttık.
Çok konuşuyoruz, çok az seviyoruz ve çok sık nefret ediyoruz.
Geçimimizi sağlamayı öğrendik, ama yaşam kurmayı öğrenemedik.
Yaşamımıza yıllar kattık, ama yıllara yaşam katamadık.
Aya gidip gelmeyi öğrendik, ama yeni komşumuzla karşılaşmak için caddenin karşısına geçmekte sorunumuz var.
Dış Uzayı fethettik, ama iç dünyamızı edemedik.
Daha büyük işler yaptık, ama daha iyi işler yapamadık.
Havayı temizledik, ama ruhumuzu kirlettik. Sonraki Sayfa »