Atanı Unutma! Unutturma! 19 Mayıs

1914 de başlayan Birinci Dünya Savaşı dört yıl sürdü.Savaşın sonunda imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandı.Buna göre ülkemiz parçalandı. 15 Mayıs 1919 günü Yunanlılar İzmir’e girdi.

Mustafa Kemal 16 Mayıs günü İstanbul’dan Bandırma Vapuruna bindi,vapur 19 Mayıs sabahı Samsun Limanına yanaştı.Kemal Paşa ve arkadaşları kıyıda sevinç gösterileri ile karşılandı.

Sivas Kongresinde “ya bağımsızlık, ya ölüm” ilkesi kabul edilerek yurt düşmandan kurtarılıncaya dek savaşmaya and içildi.Kongreden sonra Ankara’ya gelen Mustafa Kemal 23 Nisan 1920 de Büyük Millet Meclisini topladı.Meclis başkanlığına seçilen paşa, düzenli ordular kurdu. Bu ordular düşmanla çarpışmaya başladı, Birinci İnönü, İkinci İnönü, Sakarya ve Başkomutanlık Meydan Savaşı sonunda yurdumuz düşmandan arındırıldı.

19 Mayıs 1919 Ulusal Kurtuluş Savaşımızın başladığı gündür. Atatürk tıpkı TBMM’ yi açtığı günü dünya çocuklarına armağan ettiği gibi,ülkemizin düşmandan arındırıldığı günü gençliğe armağan etmiştir.

19 Mayıs, 1981 yılından başlayarak Atatürk’ü Anma Günü olarakta kutlanmaya başlamıştır.

Onca karmaşanın, ekonomik bunalımın, bağımsızlık savaşlarının ortasında, tüm ileri görüşlülüğü, mantığı ve zekası ile elde edilen her başarıyı çocuklara ve gençlere mâl eden büyük önderimizi bugün al bayraklar ile analım.

Milletin bağrında temiz bir nesil yetişiyor.Bu eseri ona bırakacağım, gözüm arkada kalmayacak! K.ATATÜRK

Ücretsiz Blogspot Temaları #3

Daha önce burda ve burda paylaşmış olduğum (blogspot) blogger teması yazılarıma gösterilen ilgiden ötürü bugün derlemenin 3.sünü yapma ihtiyacı duydum. Ücretsiz blogger temalarını aşağıdaki bağlantılarda bulabilirsiniz. Özellikle “40 tane güzel blogspot teması” ve seçilmiş “10 adet kaliteli blogger teması” nın linklerine bakmanızı tavsiye ederim.

devamını oku…

Telekom’un Yeni Tarife ve Ücretleri

Yaklaşık 3 gün önce duyurulan Türk Telekomun bağlantı hızlarını 8 katına çıkaracağı ve fiyatların aynı kalacağı haberini az önce okudum. Toptan dağıtımlarda İSS sağlayıcılarının son kullanıcıya yansıtacağı ücretler şuan kullanmakta olduğumuz ücretlerle hemen hemen aynı olacakmış.

Fakat benim sinirimi zıplatan ve bu yazıyı yazmama sebep olan şey ise 8 mbit bağlantı verip 15 gb gibi komik bir miktarda kota koyacaklarmış! Ve buna da kulp olarak haksız kullanımı engelleme adını vermişler! Kardeşim bu kadar hızı verebilecek kapasiteye gelmişsin fakat kullanıcıların neyi ne kadar kullanacağını neden sen belirliyorsun? Ya da teknik alt yapın 3-5 kullanıcının fazla kullanımında çökecekse o hizmeti vermeye neden kalkıyorsun? Ya da haksız kullanım adı altında yatan şey ne? İllegal içerik indirmek mi? Peki illegal içerik indirmeyen biri günde bir kaç saatini video izlemeye bir kaç saatini kamera açık şekilde arkadaşları ile sohbet etmeye ayırıyorsa bu 15 gb tı zaten 3-5 günde doldurur değil mi? Kaldı ki illegal içerik dowloadı ise mevzu bahis, kişi kendinden sorumludur. Neyse eğer bana seçenek sunacaklarsa 1 mbit te kalmak mı 8 mbit ama 15 gb sınırlı! (ki sınırsız diye nitelendirilmiş) kullanmak mı bırakın ben adam akıllı 1 mbit bağlantımı gerçekten sınırsız şekilde kullanayım.

Merak edenler Google amcadan yararlanıp ilgili haberleri okuyabilirler.

Sizler de bu konu ile ilgili düşüncelerinizi paylaşırsanız sevinirim. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere hoşçakalın.

Wordpress Şifrenizi Phpmyadmin’den Değiştirin

“Wordpress şifremi unuttum” diye hayıflanmanıza gerek yok çünkü bunu düzeltmeniz çok zor değil.! Phpmyadmin üzerinden wordpress şifre değiştirme işlemini yapabilirsiniz. Öncelikle phpmyadmin den wordpressinizin veritabanına giriyorsunuz. Ardından sol taraftan wp-users tablosuna tıklıyorsunuz. Sonra users_pass tablosunu işaretleyip gözat diyorsunuz.  Karşınıza aşağıdaki gibi pencere gelecektir. Kalem simgesine tıklıyorsunuz ardından gelen pencerede users_pass alanının yanındaki karman çorman yere şifrenizi girip sol tarafındaki  işlev kısmından da md5 i seçiyorsunuz. devamını oku…

Bu Blogu Unutma!

Yepyeni bir heyecanla 3 gündür diğer blogumla uğraşıyordum. Zaman alan düşünme süresinden sonra bugüne kadar yapılmamışı yapmak adına yeni blog açtım. Tüm blog yazarlarının bloglarının teknik özelliklerini yazmak istedim. Merakım bu fikirin ortaya çıkmasında etkili oldu. Hiç bir yerde bulunmayan bu düşüncemi gerçeğe çevirip, FF ‘de bu linkte yazdım. Sağolsun ismini sayamayacağım kadar çok insan destek çıktı. Maillerime kısa sürede cevaplar geldi. Şimdi burdan da sitelerimin ziyaretçilerini bilgilendirmek istedim. Eğer sizde blogunuzun teknik özelliklerini blogumda yazmamı ve merakımı bir nebze olsun azaltmamı isterseniz aşağıdaki 16 soruyu cevaplayıp iletişim formundan gönderebilirsiniz. Blogunuz yeni veya eski wordpress veya blogspot yada başka bir servis hiç farketmez. Sadece soruları cevaplamanız yeterlidir. Bu bağlantıdan BBU’ya ulaşabilir verilen cevapları okuyabilirsiniz :D


Soru 1
: Blogunuzu hangi tarihte açtınız?
Soru 2: Blogunuzun ismi nerden geliyor?
Soru 3: Blogunuz hangi alt yapıyı kullanıyor.?
Soru 4: Blogunuzun teması nedir? Eğer kendi temanız ise kodlaması, icon ve logosu kime veya kimlere aittir?
Soru 5: Blogunuz W3C kurallarına uygun mudur?
Soru 6: Blogunuzun Dmoz kaydı var mı?
Soru 7: Blogunuzda hangi eklentileri kullanıyorsunuz?
Soru 8: Blogunuzu günlük kaç kişi ziyaret ediyor?
Soru 9: Blogunuz için hangi online servislerden yararlanıyorsunuz?
Soru 10: Ajax ve Jquery gibi son dönemin popüler dillerini blogunuzda kullanıyormusunuz? Kullanıyorsanız hangi kısımlar bu diller ile üretilmiştir?
Soru 11: Siteniz içinde reklam bulunuyor mu? Bulunuyorsa eğer hangi hizmetleri kullanıyorsunuz?
Soru 12: Blogunuzu ücretsiz bir serviste kullanmak isteseydiniz hangisini kullanırdınız?
Soru 13: Blogunuza yazarken hangi hizmet veya masaüstü yazılımını kullanıyorsunuz?
Soru 14: Sitenizin barındırdığınız ve domaini satın aldığınız firma veya firmalar hakkında bilgi verirmisiniz?
Soru 15: Sitenizin aylık harcadığı bant ve kullandığı alan ne kadardır?
Son Soru : Blogunuzu bir kaç cümle ile anlatırmısınız?

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere hoşçakalın. :D

Sansüre Sansür! Biri Sansüre Dur Demeli!

Uzun süredir hepimizin mağdur olduğu bu sansürcü zihniyete dur deme hareketine bende katılıyorum. Sizde bloglarınız veya sitelerinizden bu harekete lütfen destek verin! Yapılan sansürlemenin bize hiç bir faydası olmadığı ortada! Sansüre Sansür diyerek bende blogumdan desteğimi veriyorum. Lütfen sizlerde bu harekete katılın! Aşağıdaki yazıyı okumadan geçmeyiniz!

SANSÜRE SANSÜR!

Sansür: Her türlü yayının, sinema ve tiyatro eserinin hükümetçe önceden denetlenmesi işi, sıkı denetim. (TDK)

Sansür; bizler için neyin doğru, neyin yanlış olduğuna bizim irademiz dışında, başkalarının, kendi değer yargıları doğrultusunda karar vermesidir. Çocuk istismarı, tecavüz, uyuşturucu temini gibi cezai yaptırımı olan, insan hayatına zarar veren, evrensel suçların engellenmesi ise sansür değildir.

Ülkemizde 5651 sayılı kanundaki “internet ortamında yapılan yayınların düzenlenmesi ve bu yayınlar yoluyla işlenen suçlarla mücadele edilmesi hakkında kanun” adı altında sunulan ve erişimin engellenmesini gerektiren kusurlu hareketler bahanesiyle, özellikle sanal ortamda sansür, çeşitli yanlış uygulamalar ile giderek artan bir biçimde baş göstermektedir.

Kapatılan sitelerin, engellenme sebepleri kamuoyuna açıklanmamakta, siteler sadece bir kişinin mahkemeye gitmesi nedeniyle dahi tedbir olarak kapatılabilmektedir.

06.Mayıs.2009 tarihli erişimi engelli site istatistiklerinde toplam 1874 adet site kapalı görünmektedir.

Bu engellemelerin sebeplerine baktığımızda en büyük pay, % 38 ile tüm dünyanın seferberlik içinde savaş açtığı “Çocuk istismarı”na aittir. Bu tabii ki son derece HAKLI bir nedendir zira çocuk istismarı ASLA müsamaha gösterilecek bir şey değildir.

Kapamaların ikinci büyük nedeni ise %35 ile “müstehcenlik” olarak göze çarpmaktadır. Ardından ise %10 ile “Diğer” kategorisi gelmektedir.

Kalan %10 ise kumar, fuhuş, uyuşturucu, Atatürk’e hakaret, intihara yönlendirme ve sağlık için tehlikeli madde temini nedenlerinin toplamına aittir.

Bu oranlardan açıkça görüldüğü üzere, uygulamalar suç ile savaştan çok keyfi bir kapamalar silsilesine dönüşmüştür.

Zira dünyanın en ağır suçlarından biri olan “çocuk istismarı” ile neye göre, kime göre olduğu belli olmayan “müstehcenlik” kavramının neredeyse başa baş gitmesi başka türlü izah edilemez. Ne olduğu anlaşılmayan “diğer” kategorisinin, kalan 6 nedenin toplamıyla aynı oranda olması, suçla savaştan başka bir zihniyetle karşı karşıya olduğumuzu açıkça ortaya koymaktadır.

Ve bu zihniyetin adı, sansürdür.

Sanal ortamdaki bu keyfiyetin, gerçek hayata ulaşması kaçınılmazdır. Bugün “müstehcen” bulunarak kapatılan bir site, yarın bir heykele, bir filme, bir kitaba dönüşecektir. Sanal ortamdaki yasaklamaların, eninde sonunda sokakta izdüşümleri olacaktır.

Dolayısıyla, çok geç olmadan Sansüre Sansür demenin zamanıdır.

Unutulmamalıdır ki, kapatılan sitelere bir takım ayarlar yapıp, girebilmek özgürlük değildir, sansüre karşı durmak hiç değildir. Bu, sansürü kabullenmek, sansürle yaşamaya alışmak ve yanlış giden bir şeyin parçası olmaktır.

Oysa ülke olarak, sansür ayıbına alışmak yerine bir an önce bundan kurtulmamız gerekmektedir.

Bu nedenle, “Bana dokunmayan yılan” zihniyetinden bir an önce çıkmamız elzemdir.

Hukukçularımızın internet konusunda eğitilmesi, medeni ülkelerdeki “ikaz et/kaldır” sistemine geçilmesi, yasada net şekilde tanımlanmayan gerekçelerin tanımlanması ve kişisel yorumlara mahal verilmemesi birincil önem taşımaktadır.

İkincil olarak, halihazırdaki durumda, illa bir kapatma gerçekleşecekse kapatılan sitelerin önce uyarılması, kamuoyunun sitelerin ne sebeplere kapatıldığı konusunda bilgilendirilmesi ve sitelerin toptan server üzerinden kapatılması yerine sadece sakıncalı içeriğin kaldırılması yönünde gerekli düzenlemelerin yapılması gerekmektedir.

Ülkemizin acilen interneti bilen hukukçulara ve bilirkişilere ihtiyaç duyduğu aşikârdır.

Bu nedenle, biz Sansüre Sansür olarak konunun uzmanlarını ve medyayı göreve çağırırken, kamuoyunu da bu konuda bilinçlenmeye ve “Sansüre Sansür!” demeye davet ediyoruz.

Bugün internetine sansür, yarın hayatına sansür. Sessiz kalma.

Eğer bir yerde kitapları yakıyorlarsa, orada eninde sonunda insanları da yakacaklardır.” Heinrich Heine

Sansür, bir toplumun kendine olan güvensizliğini yansıtır ve otoriter rejimlerin belirgin bir özelliğidir.” Potter Stewart

Aşağıda ki linkleri kullanarak bu konuda yapılmış diğer videolara da SANSÜRSÜZ bir şekilde ulaşabilirsiniz…

Improve the web with Nofollow Reciprocity.